kasım 2004'te istanblog'u kurduğumda henüz üniversiteye girmiş cavur tabiriyle "freshman" bizde "çöm" deyü ayıtılan heyecanlı bir vatandaştım, şimdi haziran itibariyle üniversite bitmiş bulunuyor. bundan sonra ivedilikle hayata tam mesai saldırmaya devam edeceğiz Tanrı'nın ulu yardımıyla.
neyse bayadır kayıpsın aslanım ne yapan? diyen sevgili arkadaşlara bir geçmiş zaman muhasebesi yapalım.
efendim öncelikle üniversiteye yeni başlamış yahut henüz son sınıfa gelmemiş, "son sınıfa geçince evlenirim, tam mesai çalışırım, zaten okul rahat bırakır" triplerine giren arkadaşlarıma sesleniyorum, o iş eftamindakofti. çün ki saygıdeğer hocalarınızın, ayağına basılıp bora patlatan bruce manner'dan hulk'a metamorfoz misali tebeddüle uğradığını görünce pek tabii ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. neyse hulâsa işin Türkî tercemesi hocaların ipneliği yüzünden işi bıraktık, cüzdanı dragona bağladık. ama yılmak yok, okul finito.
geçen sene henüz pek azınızın görebildiği ama yaklaşık 10.000 insana izletme şansı bulduğumuz Bosna Belgeselimiz bize iki yerde ödül iki yerde de gösterim kazandırdı. sevindik, pek tabii ki maksat azami insana ulaşıp haberdar etmekti. dahası da olacak inşallah.,
bununla beraber balkan turumuza devam edip 5 hafta kadar evvel kosova'ya giderek bağımsızlık hakkında bir belgesel çektik. Belgeselimizin adı "Yaşasın Bağımsızlık! Ama Ne Pahasına?". montajı bitti ancak daha iyi bir malzeme çıkarmak için biraz daha arşive ihtiyacım var. araştırma sürecindeyiz şu anda. bu sefer, bosna belgeseline göre çok daha profesyonel oldu şansımız açık olursa belki de televizyonlarla bile anlaşabiliriz. detayları ileride vereceğim.
uzunca bir yazı yazıyordum yarım kaldı, ama yayımlayacağım, "ne gülüyorsun anlattığım senin hikayen" isimli nurtopu gibi de bir kısa film çektik bu arada, filmi de yayınlamak istiyorum en kısa zamanda. yeri gelmişken onu da ifade edelim.
genel olarak böyle işte durumlar, daha çok mevzu var anlatılacak, hatta bir dokunsanız peekçe anlatırım, uzun uzun, ve hatta size mevzuyu anlatır, sonra hiç es vermeden konunun en şerbetli anında kapıdan çıkıp koşarak artvin kalesinin en üst burcuna tırmanıp hiç bir kurallı cümle veya kelime üretmeden ciğerim tabakalanmamış kösele kıvamına gelesiye kadar bağırır bağırır bağırırım, sonra da o ciğerle son sigaramı içer, akabinde müsait bir yerde emrihak...